Türkiye’de aile, kadın ve çocuk

  • 23 Temmuz 2020
  • 134 kez görüntülendi.
Türkiye’de aile, kadın ve çocuk

SHÇEK’e kayıtlı 40 bine yakın çocuk bulunmakta, ancak bunların 10 bini kurum bakımı altında…
Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, “İstismara uğrayan çocuk yaşadıklarını defalarca anlatırken, defalarca da yaşıyor, örselenmiş oluyor. Bu konuda Sağlık Bakanlığımızla görüşmelerimiz oldu. Yasal alt yapısı yok ama Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesinde bir birim, oda dizayn edildi. Savcı gelip çocuğun ifadesini orada alacak. Aynı şey kadınlar için de olsun diye Sağlık Bakanımızla görüştük. Ankara’da bir hastanede şiddet ya da istismar mağduru kadınlar için böyle bir çalışma başlatacağız” dedi.Kavaf, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) tarafından düzenlenen “Türkiye’de Aile, Kadın ve Çocuk” konferansında yaptığı konuşmada, bakanlığına bağlı Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (SHÇEK), Aile ve Sosyal Araştırmalar Kurumu ile Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Kurumlarla sosyal katmanların hepsine ihtiyaç duyulan hizmetleri ulaştırmayı amaçladıklarını ifade eden Kavaf, “Mağdur ya da mazlum olan herkes, sosyal devlet anlayışında devletin himayesinde olduğunu bilmelidir. Çalışmalarımızın dayandığı temel ilke; yalnızca imkanı olana değil, ihtiyacı olan herkese ulaşmaktır” dedi.

Çocuk Hakları Stratejik Eylem Planı’nın oluşturulma çalışmalarının devam ettiğini anlatan Kavaf, ayrıca SHÇEK bakımı altındaki çocuklara yönelik çocuk ve sevgi evleri projeleri hakkında bilgi verdi.SHÇEK’e kayıtlı 40 bine yakın çocuk bulunduğunu ancak bunların 10 bininin kurum bakımı altında olduğunu kaydeden Kavaf, 30 bin çocuğun aile yanında desteklendiğini kaydetti. Kavaf, kurum bakımındaki 10 bin çocuğun da kimsesiz, ailesi parçalanmış veya ailesinin yanına döndürülmesi sakıncalı çocuklardan oluştuğunu dile getirdi. Kurumda kalanları da müstakil evlere yerleştirmeye başladıklarını hatırlatan Kavaf, Türkiye genelinde güvenilir semtlerde 323 çocuk evi, 235 de sevgi evi bulunduğunu dile getirdi. 2002’de kurum bütçesinin 121 trilyon olduğunu, bu rakamın bu yıl 3 katrilyon 275 trilyona yükseldiğini belirten Kavaf, 4 yıl içinde bakım altındaki çocukların hepsini evlere taşıyacaklarını bildirdi. Kavaf, evlere taşınan çocukların başarılarının da arttığını ifade etti.

Özürlülere yönelik çalışmalara da değinen Kavaf, 300 bin özürlünün bakımını evde yapan ailelere yaklaşık bir asgari ücret tutarında yardım yapıldığını ve ailedeki iki özürlü kadar bu yardımların verildiğini anlattı. Özürlülere yönelik yardımların önemine vurgu yapan Kavaf, “Özürlüler için yaptığımız yatırımlar bütün ekonomik kaygılarımızın üzerinde olmuştur, olmaya da devam edecektir” dedi.Türkiye genelindeki engelsiz yaşam merkezlerinin sayısının 93 olduğunu hatırlatan Kavaf, bu rakamı yıl içinde 200’e çıkarmayı planladıklarını bildirdi. Kavaf, bu hizmet modelleri ile şu an tüm Türkiye’de bir merkezde bakım için sıra bekleyen hiçbir engelli bulunmadığına işaret etti.

Kadına yönelik şiddete ilişkin çalışmalar hakkında da bilgi veren Kavaf, bu kapsamda 40 bin 500 polisin, 59 bin sağlık personelinin ve 326 aile mahkemesi hakiminin eğitildiğini hatırlattı.

-“DOĞURGANLIK ORANI 2,5’İN ALTINA DÜŞMEMELİ”-

Konferans sonunda katılımcıların sorularını cevaplayan Kavaf, bir katılımcının “Hükümetinizin 3 çocuk politikası var. Bu çocukların bakımı, eğitimi, istihdamı konusunda bu politikanız hangi zemine oturuyor” sorusuna, nüfusun yenilenebilir hızının devam etmesi için doğurganlık oranının 2,5’in altına düşmemesi gerektiğini, verilere göre ise bu oranın Türkiye’de 2,2 olduğunu söyledi.

Avrupa’da yaşlanmış bir nüfus bulunduğunu, çalışan, üreten nüfusun olmadığını dile getiren Kavaf, “Nüfusun sağlıklı bir dinamizm içinde seyrinin devam ettirilmesi açısından bir politika olarak konuya bu şekilde yaklaşıyoruz. Tabii ki insanların iyi eğitim alması, sağlık hizmetlerinden faydalanması, sosyal güvenlik şemsiyesi altında olması, bunlar çok önemli şeyler ama kaynaklar doğru kullanıldığı, doğru planlandığı takdirde bunların problem olmayacağını düşünüyorum” diye konuştu.

“Türkiye genelinde toplam 66 kadın konukevi bulunduğu belirtilerek, kadın konukevi olmayan şiddete maruz kalan kadınlar için ne yapıldığının” sorulması üzerine Kavaf, bu illerde polise başvuran kadınlara, kurumların misafirhaneleri ya da SHÇEK’e bağlı kuruluşlarda hizmet verildiğini kaydederek, daha sonra güvenlik açısından da en yakın ildeki kadın konukevine nakledildiklerini ifade etti.

“Aile içi şiddet mağduru çocuklar için ayrı bir merkez düşünülüp düşünülmediği” sorusuna da Kavaf, istismara uğramış çocukların pek çok farklı yerde ifadesinin alındığını belirterek, şunları söyledi: “İstismara uğrayan çocuk yaşadıklarını defalarca anlatırken, defalarca da yaşıyor, örselenmiş oluyor. Bu konuda Sağlık Bakanlığımızla bir görüşmelerimiz oldu. Yasal alt yapısı yok ama bir pilot uygulama başlatıldı. Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesinde bir birim, oda dizayn edildi. Burada sosyal hizmet uzmanı, psikolog ve polis var. Savcı gelip bunların nezaretinde çocuğun ifadesini alacak. Çünkü mahkemeye gittiği takdirde çocuk kendisini istismar eden ya da kendisine şiddet uygulayan insanlarla da tekrar yüz yüze gelme riski olabiliyordu. Bütün bunları engellemek amacıyla böyle bir pilot uygulamaya başlandı. Aynı şey kadınlar için de olsun diye Sağlık Bakanımızla görüştük. Ankara’da bir hastanede şiddet ya da istismar mağduru kadınlar için böyle bir çalışma başlatacağız.”

4320 sayılı Ailenin Korunması Kanunu’nda yapılması planlanan değişiklikle ilgili soru üzerine de Kavaf, ailenin korunmasına dair kanunda, “aile fertlerinden birinin şiddete uğraması halinde” gibi ifadeler bulunduğunu, bu nedenle de aralarında evlilik bağı bulunmayanlar için yasada bir boşluk oluştuğunu hatırlattı. Bu boşluğun doldurulması için kanunda değişiklik yapılmasını planladıklarını ancak aynı zamanda Medeni Kanun’da da değişiklik yapılması gerektiğini anlattı. Kavaf, “Arada evlilik ilişkisi yok, hukuken bitmiş, evin tapu kaydı erkeğin üzerine, dolayısıyla ortak bir mülkiyet söz konusu değil. Bütün bunların belgelenmesi lazım. Medeni Kanun’da bununla ilgili uzantısı olan hükümler var. Bunlarla ilgili düzenlemeler yapmak lazım. Biraz karmaşık bir yapı ortaya çıkacak. Onun için bu kanunu belki aynen böyle bırakıp bununla ilgili şiddetten korunma amaçlı yeni bir düzenleme yapmak daha doğru olur şeklinde bir kanaat ortaya çıktı. Bunun çalışmasını da sürdürüyoruz” diye konuştu.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ